NEEDİYON?
Çalıştığım ilçede ilk kış. Bankadan çıktım, okula doğru gidiyorum. Birkaç gün önce yağan kar yere yapışmış kalmış. Gece ayazlarından buzlanmış. Buzlu kaldırımda düşmemek için dikkatlice yürümeye çalışıyorum. Gözlerim yerde, basacağım yeri dikkatli seçiyorum.
İtfaiye garajının köşesinden dönerken “Neediyon” dedi birisi. Kendimi emniyette hissettiğim zaman durup sesin geldiği yöne baktım. Genç birisiydi. Üstü başı perişan, saç sakal karışık ve bakımsızdı. Kendisine baktığımı görünce, başını öne eğdi. Başı eğik gözleri bende, yan yan yürümeye başladı yolun tam ortasından. Sonra başka birisini gördü. Ona da “Neediyon” diye seslendi. Yoldan geçen arabalar onu görünce yavaşlıyor, etrafından dolaşıyordu.
Artık sıkça görüyorum onu yolumun üzerinde. Her görüşümde “Neediyon” diye seslenir. Nasılsın? der gibi. “Sağ ol iyiyim” derim içimden. Sesli söyleyemem. Söylersem bana bulaşır, sırnaşır diye korkarım. Sonrada yan yan, sallana sallana yürüyüp gider yukarı çarşıya doğru. Bende düşünürüm arkasından.
Acaba doğuştan mı böyle?
Yoksa anne ve babası kendisine şefkat mi göstermediler?
Nasılsın? Ne yapıyorsun yavrum diye başını mı okşamadılar?
Zavallı sahiplenilmediğinden dolayı mı yitirdi akıl melekelerini?
Neden üst başını bir gün olsun temizlemiyorlar?
“Neediyon” diyerek sosyalleşme çabası içinde de biz mi anlamıyoruz.
Yeni yılın ilk mesai günü. Yollar yine kar ve buz. Okuldan bankaya doğru gidiyorum. “Neediyon” diye seslendi az önümde. "Sağ ol iyiyim "demedim bu kez içimden. Herhalde başka kelime bilmiyor diye düşündüm. Elinde kocaman bir ekmek vardı. Ekmeğinden bir ısırık aldı ve siperlendiği kamyonetin arkasına yürüdü. Sanki utanmıştı. Bende yolun karşısına geçtim. Aslında korkulacak, çekinilecek birisi değildi. Zararsızdı. Yalnız benim çok hassas bir midem var. Üst başının pisliği ve perişanlığı midemi kabartıyor. Başım eğik yukarı doğru yürüdüm. Biraz uzaklaştım. Arkamdan yine seslendi;
“İyi misin?”
Mustafa YILMAZ Y.Sayık-2008