KOCAMAN OLUK
   
    Taşrada yaşayanlar oluk nedir bilirler. 
Issız ovalarda, yüce dağ yamaçlarında çiçekli pınarlar olur. Ağaçtan oyulmuş çörteni ve oluğu vardır. Kaynağından çıkan buz gibi, billur gibi su çörtenden akarak oluğu doldurur. Kurt, kuş, koyun kuzu su içer bu oluklardan.

    Köylerde her çeşmenin başında bir oluk vardır. Çoğunlukla taş veya betondur. Köy yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Oluktan köy sakinleri hayvanlarını sularlar. Köy çocuklarının oynama yerlerinden birisidir. Çünkü her çocuk su ile oynamasını sever. Elif kızda sever su ile oynamasını. Oyunların çoğu çeşme başlarında ve harmanlarda oynanır köy yerinde.

    Elif kızın İstanbuldaki akrabalarından birisinin düğünü vardı. Annesi ve babası Elifi de götürdüler.  İlk defa deniz gördü Elif. Boğaziçi sahilinde tur attılar. Sahile vuran dalgaların köpüklerini tutmaya çalıştılar. Karşı kıyıları seyrettiler. Gemiye bindiler.  Düğün salonunda gittiler. Düğünü bitirip köye döndüler.

   Akşam eve geldiğinde babaannesi Elife,
   --“Neler gördün kızım anlat bakalım” diye sordu. 
   Elif başladı heyecanla ve neşeyle gördüklerini anlatmaya;
   --“Babaanne Kocaman bir oluk gördüm üstünde de kocaman köprüler vardı”

 
Mustafa YILMAZ Y.Sayık-2008