YAYLADA YAŞAM (Eski deyimler ve sözcükler)
Çadırlar, bir zamanlar köyün yerleşim yeriymiş.
Kalıntılar halen mevcut. Burdaki evler, büyük bir ağacın altına yapılırmış.
Evlerin kenarları yani duvarları, taşlar ile iptidai şekide örülürmüş. Harçsız
örülen bu duvarlara çakıl deniliyor. Çakılların üzeri yani tavan, kalınca küyner
pürüyle örtülürmüş. Kalıcı olmadığından, her yıl bu iş
tekrarlanırmış. Toprak zemin üzerine çul minder, pöstü serilirmiş. Çadır
girişleri kalınca kilim veya hayvan derisi ile kapatılırmış. Kapı
girişlerinin hemen sağında ocak başı varmış. Ocak başının üstü, duman
çıkması için açık bırakılırmış. Şimdi ev çakıllarının içinde otlar, hatta
ağaçlar büyümüş. Zaten bir çoğu yıkılmış, toprağa karışmış.
Yayladan göç eden bir koyun sürüsü, çakılların arasında yayılıyordu. Aslında
iki sürü vardı. Birbirine karışmıştı. Hesmigilin Hüseyin ve Pösahmetgilin
Mustafa'nın sürüleriydi. Biraz mola vermişlerdi. Mustafa derede yer savıyordu.
Hüseyin göç kömecinin tadına bakıyordu. İlk önce,
--"Burdan balık malık çıkmaz" diyen Hüseyin, şimdi dere kenarından
topraklı çimen yolmaya başladı. Birlikte suyun yolunu çevirdiler. Beriki savakta su
azalır azalmaz, bir şakırtı koptu. Büyük yaslı taşların altından "Şlap
şlap" sesleri gelmeye başladı. Heyacanla koştular. Taşların altına ellerini
soktular.
--"Aboo balık kaynıyo burası",
--"Vay anam vay be." Balıkları avuçları almıyordu. Elini çıkaran 2-3
balıkla çıkarıyordu. Hasılatın sonunda epey balık tutmuşlardı. Bunların sadece
üç tanesi alabalıktı. Gerisi "oy bekiri" adıyla bilinen balıktı.
Alabalık kadar lezzetliydiler.
Alabalık; çok güzel bir balıktır. Derisinde kırmızı, ve
siyah benekleri vardır. Yüzgeçlerinin uçları da kırmızıdır. Lezzetli bir
balıktır. Beyaz ve dolgun eti vardır. Kılçığı etin içinde olmaz. Bu nedenle et,
kılçıksız olarak rahatça alınır, emniyetle yenir. Cins bir balıktır.
Oksijeni bol ve soğuk sularda yaşar. İnsan vücudunun herhangi bir yerine sarıldığı
zaman, vücut tarafından kılçıkları kalıncaya kadar emilir. Dişi balık,
yumurtlayacağı yeri iki-üç yılda tespit eder. Sahiplendiği ve güvenli bulduğu
göletteki taşların altına yumurtalarını özenle yapıştırır. Sonra erkek balık
gelir ve bu yumurtaları döller. Eğer bir balığın gölet'ine herhangi bir saldırı
olursa, (taş veya ağ ile) balık yânıkır. Yeni ve güvenli bir yuva aramaya
başlar. Bu süre zarfında yumurtalarını suya bırakır. Milyonlarca yumurta telef
olur. Ağ ile avlanmak; ağu, kireç gibi zararlı avlanma biçimlerinden daha da
tehlikelidir. Zaten kanunlarımız, iç sularda ağ ile balık avlanılmasını
dört mevsim yasaklamıştır. Allah'ın, bizlere güzel bir hediyesi olan bu balıkları
korumamız gerekiyor.
--------------------------
| YAYLA YOLU BEN BİR YAYLA YOLUYUM, OKU, BAK NELERLE DOLUYUM: BİR PATİKAYDI ÇOCUKLUĞUM. GEYİKLER İLE BAŞLADI, İLK YOLCULUĞUM. OVALARI, DAĞLARI AŞTIM. YÜKSEK KAYALARIN, ETRAFINI DOLAŞTIM. DERELER BENİM İÇİN ENGELDİ. PÜSKÜLLÜ ULU ÇAMLAR, GEÇSİN DİYE, ÖNÜMDE EĞİLDİ. KIŞ GELDİ, ÖRTTÜM ÜZERİMİ. BEMBEYAZ KARLAR İLE, SİLDİM, BÜTÜN İZLERİMİ. BAHARDA SÜSLENDİM, KIRMIZI, MOR, SARI ÇİÇEK. GİDENLER, NEŞEYLE GELECEK. BİR GÜN İNSAN İLE BULUŞTUM SÖYLEDİĞİ TÜRKÜDEN, ÇOK MUTLU OLMUŞTUM BİR YERLERE, GİTTİ GELDİ. YÜRÜDÜ, KOŞTU, YORULDU, YANI BAŞIMDA DİNLENDİ. BİRDİ, ÜÇ OLDU, BEŞ OLDU. İNCECİK BEDENİM BAZEN İNSANLA DOLDU. BİRLİKTE YÜRÜSÜNLER DİYE GENİŞLEDİM KENARIMI, NAKIŞ GİBİ İŞLEDİM ULAŞMALARI İÇİN EVLERİNE, YORULMASINLAR DİYE, YILGALAR SUNDUM HEDİYE. (*) ŞİMDİ BİR YAYLA YOLUYUM. ARTIK HER ZAMAN, HAYAT DOLUYUM. (*)YILGA: YABANİ AT |
EĞRİCE DERESİ Ben bir
küçük dereyim Köroğlu dağından geldim Soğuk soğuk çörtenler, Bıçkıda arkadaşım oldu Yoldu o, yol oldu insanlara Düğerin üstünde ayrıldık
|
(...)
Mustafa YILMAZ (Y.Sayık2007©mustaffy©)
-Bilemediğiniz sözcükler için:
www.dortdivan.somee.com "Dörtdivanca" sayfasına bakınız.
-Yazı ve şiirler kaynak gösterilerek yayınlanabilir.
2007